BAKARA-5

Anasayfa » BAKARA Suresi » BAKARA-5
share on facebook  tweet  share on google  print  

BAKARA-5

"BAKARA Suresi" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

<<<<<2/BAKARA-5>>>>>

Bismillâhirrahmânirrahîm

أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

İşte onlar, Rab’lerinden bir hidayet üzeredirler. Ve işte onlar,onlar muflihundurlar (felâha, kurtuluşa erenlerdir). 
1. ulâike : işte onlar
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. huden : hidayet
4. min : den
5. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
6. ve : ve
7. ulâike : işte onlar
8. hum : onlar
9. el muflihûne : felâha erenler, kurtuluşa erenler

AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm

Hidayet müessesesi 7 tane safha arz eder. İnsanlar 3. basamakta Allah'a ulaşmayı dileyerek 1. hidayetin sahibi olurlar. Ondan evvel herkes dalâlettedir. 4. basamakta Allah'ın Rahmân esması tecelli eder. 5, 6, 7. basamaklarda bu tecelli ile gören, işiten ve idrak eden, dünyaya açılan gözlerle mürşidini mürşid olarak gören ve onun sözlerini dinleyen, mânâsına ulaşan ve onun sözlerini idrak eden kişiler yapar Allahû Tealâ insanları. Bunu da furkanlar vererek yapar. Ve o kişilerin bütün günahlarını örter:

8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Böylece kişi, ne kadar günahı olursa olsun mutlaka günahından daha fazla sevabı olan birisi olur. Bu kişi Allah'a ulaşma davetine icabet eden kişidir. Bundan sonra kişi, Allah'ın kalbine ulaşmasıyla (Tegabun-11), kalbinin Allah'a dönmesiyle, göğsünden kalbine yol açılmasıyla ve zikir neticesinde kalbine %2 rahmet girmesiyle huşû sahibi olur, hacet namazını kılar, mürşidine ulaşır. 2. hidayet mürşide tâbiiyettir. Tâbiiyet üzerimize farzdır. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Ruh Allah'a doğru yola çıkar, 1., 2., 3., 4., 5., 6. ve 7. gök katının 7 âlemini geçen ruh, Allah'ın Zat'ına ulaşır ve 3. hidayet gerçekleşir. İşte sıratı mustakîm adıyla geçen bu yolların gerçek anlamdaki en büyük sıratı mustakîm'i budur.

Kimin ruhu böyle bir dizaynda Allah'ın Zat'ına ulaşmışsa 21. basamakta, o kişi hidayete ermiştir. Önce hidayet üzeredir, mürşidine ulaşınca hidayeti arttırılır. Ruhu Allah'a ulaşınca hidayeti bir daha arttırılır ve hidayete erer. Bu ruhun hidayetidir. Bundan sonra kişi fizik vücudunu Allah'a teslim edecektir, fizik vücudu da hidayete erecektir. Bu onun 4. hidayetidir.

Sonra kişi daimî zikre ulaşacaktır, ulûl'elbab olur, nefsinin kalbinde hiç afet kalmamıştır. Nefsini teslim ettiği bu noktada 5. hidayetin sahibi olur. Bu nefsin hidayetidir. Bu sebeple Allahû Tealâ ona, hidayetini arttırmak sebebiyle kalp gözünü, kalp kulağını açarak iki büyük mükâfat verir. Böylece kişi, Allah'ın söylediklerini işitmeye, gösterdiklerini görmeye başlar. 7 kat yerler, 7 kat cehennem. Ve zemin kattaki ana dergâhın sırları gösterilir.

Ve o noktadan sonra kişiye sırasıyla bütün 7 gök katı gösterilecektir. Kişi ihlâsa ulaşmış ve irşad olmuştur. Burası 6. hidayettir.

7. katın 7. âlemi olan İndi İlâhi'de, oradaki en yüksek noktadaki ağacı, Sidret-ül Münteha'yı görürse, o kişi mutlaka tövbe-i nasuh'a davet edilir. arkasından Allah onun mürşidine ulaştıktan sonra işlediği günahları örter, ona salâh nuru verir, günahlarını sevaba çevirir.

Bunlar tamamlanınca kişi son hidayet için hazırdır. Allah ona "irşada memur ve mezun kılındın" cümlesiyle irşad görevi verir. Böylece kişi iradesini de Allah'a teslim ederek 7. hidayetin de sahibi olur.

İşte Allahû Tealâ'nın hidayet üzere dediği olay 7 safhada olgunlaşan bir meyvedir. Aynı zamanda Allahû Tealâ takva sahiplerinin muflihun olduklarını, felâha ulaştıklarını söylemektedir. Kur'ân, 7 safhada 7 hidayet ve 7 felâh ihtiva eder.

91/ŞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ.

Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.

Bu üçüncü hidayet ve üçüncü felâhtır.

Felâh, A'raf Suresinin 157. âyet-i kerimesinde bütün sahâbenin ulaştığı bir sonuç olarak anlatılmaktadır:

7/A'RÂF-157: Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma'ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O'na îmân ettiler ve O'na saygı gösterdiler ve O'na yardım ettiler ve O'nunla beraber indirilen Nur'a (Kur'ân-ı Kerim'e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.

Burası 2. hidayet ve 2. felâh kademesidir.

Allahû Tealâ ümmî, nebî bir resûl'e yani Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî olanların hepsinin, bu hedefe ulaştığını söylemektedir. Hepsi kurtuluşa ulaşmışlar, felâha ermişler, muflihun olmuşlardır.


 

2/BAKARA-5

Bismillâhirrahmânirrahîm

İmam İskender Ali Mihr : İşte onlar, Rab'lerinden bir hidayet üzeredirler. Ve işte onlar,onlar muflihundurlar (felâha, kurtuluşa erenlerdir).
Diyanet İşleri : İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onlardır rablerinden doğru yolu bulanlar, onlardır kurtulup muratlarına erenler.
Adem Uğur : İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.
Ahmed Hulusi : İşte onlar, Rablerinden (nefslerini oluşturan Esmâ bileşiminden kaynaklanan) HÜDA (hakikati idrak) hâlindedirler ve onlar kurtuluşa ermişlerdir.
Ahmet Tekin : İşte bunlar yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden Rablerinin gösterdiği doğru yolda yürüyen, faaliyet gösteren erlerdir. İşte bunlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
Ahmet Varol : İşte onlar Rablerinin göstermiş olduğu hidayet yolu üzerindedirler ve kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.
Ali Bulaç : İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır.
Ali Fikri Yavuz : İşte böyle kimseler, Rablerinden olan hidâyet ve doğru yol üzeredirler; ve bunlar azabdan kurtulup sevaba erenlerdir.
Bekir Sadak : Iste Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erisenler bunlardir.
Celal Yıldırım : İşte bunlar, Rabları tarafından doğru yol üzeredirler ve korktuklarından kurtulup umduklarına kavuşanlar da bunlardır.
Diyanet İşleri (eski) : İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır.
Diyanet Vakfi : İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.
Edip Yüksel : İşte, Rableri tarafından yol gösterilenler ve mutluluğa erenler bunlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bunlar işte rablarından bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte bunlar o murada eren müflihin
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bunlar işte Rablerinden bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte o murada eren kurtulmuşlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdir.
Fizilal-il Kuran : İşte onlar Rabblerinden gelen hidayet yolundadırlar ve kurtuluşa erenlerdir.
Gültekin Onan : İşte bunlar, rablerinden (olan) bir hidayet üzerindedirler ve felaha erenler / erdirilenler bunlardır.
Hasan Basri Çantay : İşte onlar Rablerinden (gelen) Hidâyetin tam üzerindedirler. Asıl muradlarına kavuşanlar da işte onlar.
Hayrat Neşriyat : İşte onlar, Rablerinden bir hidâyet üzeredirler, kurtuluşa erenler de işte ancak onlardır.
İbni Kesir : İşte onlar, rablarından bir hidayet üzeredirler ve işte onlar, felaha erenlerdir.
Muhammed Esed : İşte Rablerinin gösterdiği yolda yürüyenler onlardır, mutluluğa erişecek olanlarda!
Ömer Nasuhi Bilmen : İşte onlar Rabb-i Kerîm'leri tarafından bir hidâyet üzeredirler. Felâh bulanlar da ancak onlardır.
Ömer Öngüt : İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır. İşte onlar saâdete erenlerdir.
Şaban Piriş : İşte, Rab’lerinin yolunda olanlar ve kurtuluşa erecek olanlar onlardır.
Suat Yıldırım : İşte bunlardır Rableri tarafından doğru yola ulaştırılanlar. Ve işte bunlardır felâh bulanlar.
Süleyman Ateş : İşte onlar, Rablerinden bir hidâyet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!
Tefhim-ul Kuran : İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de bunlardır.
Ümit Şimşek : İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler. Ve onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir.
Yaşar Nuri Öztürk : İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar, işte bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.
Kaynak : İmam İskender Ali Mihr
Tür : Diğer Tarih : 30.10.2018
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286

Sure Adına Göre Sırala

 

 

 

 

Sayfa Ziyaret Sayacı
78.092