|
İnfak Etmek Önemli Bir İbadettir.
Samimiyet Testidir.
İnfak, Türkçe vermek paylaşmak anlamındadır. Kur’ânı Kerimde Namaz kelimesinin geçtiği her ayette, “Namazını kılan, zekatını veren” cümlesi ile pek çok yerde geçer. Müslüman kişi esasen başkaları için yaşayan kişidir. Müslüman, komşusu, çevresi ile ilgilenen, onların her problemini çözmeye çalışan kişidir. “Komşusu aç iken, evinde tok yatan bizden değildir.” Hadisi çok meşhurdur. Allah’ın kendisine ihsan ettiği maddi ve manevi imkânlarını çevresi ile paylaşır. İlmini, özellikle, maneviyat ile ilgili bilgilerini din kardeşlerine ulaştırması Allah’ın emridir. Bu konuda “Veren el, alan elden hayırlıdır.” Hadisi de bu hususu anlatır.
3/ÂLİ İMRÂN-92: Len tenâlûl birre hattâ tunfikû mimmâ tuhibbûn(tuhibbûne), ve mâ tunfikû min şey’in fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
“Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe (Allah için vermedikçe), asla Birr'e nail olamazsınız. (Allah'ın size verdiklerinden, Allah için) bir şey infâk ettiğiniz zaman muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.”
2/BAKARA-267: Yâ eyyuhellezîne âmenû enfikû min tayyibâti mâ kesebtum ve mimmâ ahracnâ lekum minel ard(ardı), ve lâ teyemmemûl habîse minhu tunfikûne ve lestum bi âhızîhı illâ en tugmidû fîh(fîhî), va’lemû ennallâhe ganiyyun hamîd(hamîdun).
“Ey âmenû olanlar! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardıklarımızın temizlerinden infâk edin (ihtiyacı olanlara verin). ve sakın onun kötüsünden ve kendiniz için gözü kapalı (gönül rahatlığıyla) alamayacağınız (ucuz ve düşük evsaflı) şeyleri infâk etmeye meyletmeyin (kalkışmayın). Ve Allah'ın, Gani (ve) Hamîd olduğunu bilin!”
Günümüzde Mali açıdan orta ve alt tabaka insanlarımız manevi hizmetlere koşar. Şehirlerimizdeki camilerimizin yapım ve bakım hizmetleri gibi, dini hizmetlere halkımız çok yardım eder. Fakat varlıklı insanlarımızın çoğunluğu bu hizmetlere duyarsız olduğunu görüyoruz. Meşguliyetleri çok olduğu için olsa gerek, manevi alanlara fazla zaman ayrılamıyor. Gerçi büyük bir camiyi tek başına yaptıran zenginlerimiz var. Allah onlardan razı olsun. Hizmetlerini Kabul etsin. Bu fedakârlıklar samimiyet testidir. Allah’ın kimsenin yardımına ihtiyacı yok. O her şeye kadirdir. Bu hizmetler, kullarının derecelerini artırmak için onlara bırakıldığını düşünüyorum. Tüm fedakârlıklarda, en az on kat olmak üzere, kişinin Allah’a yakınlığına oranla 700 kata kadar sevap kazanılır.
2/BAKARA-215: Yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne), kul mâ enfaktum min hayrin fe lil vâlideyni vel akrabîne vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîl(sebîli), ve mâ tef’alû min hayrin fe innallâhe bihî alîm (alîmun).
“Sana (Allah yolunda) ne infâk edeceklerini soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne infâk ederseniz (Allah yolunda verirseniz) işte o, anne-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve (yolda kalmış) yolcular içindir. Ve hayır olarak ne yaparsanız, o taktirde muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.”
İnfaklar maddi olduğu gibi manevi de olabilir. Bir Allah dostunun, kardeşini Allah’ın ayetleri ile uyarması, onu şeytanın tuzağından kurtarması da infaktır. Ayetteki yardım konusunda, atalarımız ve akrabalarımıza öncelik veriliyor. Sonra çevremizdeki yetimler ve yoksullar olarak sıralanmış. Aşağıdaki ayette, infakların kapalı yapılması isteniyor. Başkalarına gösteriş için yapılan fedakârlığın hiçbir değeri yok. Yapılan infak’ın, İhtiyaç sahibini incitmeden, gizli yapılması öneriliyor. Şu ayeti de dikkatle inceleyelim ins.
3/ÂLİ İMRÂN-134: Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
“ Onlar (muttekîler), bollukta ve darlıkta (Allah için) “infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever.”
Yukarıdaki ayette de, İnfak’ın Bollukta ve darlıkta da yapılması isteniyor. Çağımız din görevlilerine göre, Zekat sorumlusu olmak için çok varlıklı olmak gerekiyor. Yetmez kazancın üzerinden bir sene geçecek, sonra Ramazan ayını bekleyeceksin, zekâtını öyle vereceksin. Diyorlar. Hâlbuki fukaranın her gün ihtiyacı var. Gıda ihtiyacını karşılamak için ramazanı mı bekleyecek. Allah’ın ihsanı ne zaman eline geçti ise zekat nisabı (%2.5), ihtiyaç sahibine hemen verilmelidir. Aksi halde fakirin hakkını da, işletmiş, ticarette kullanmış oluruz. Bu haramdır.
Allah ayetteki bollukta ve darlıkta ifadesi ile zengin veya fakir herkesin kazancına oranla zekâtını vermesi emrediliyor. Bu fedakârlığı yapanlara, Allah Muhsin diyor. Hz. Peygamberimiz döneminde bütün sahabe efendilerimiz birbirlerine zekât vermek istemiş. Zekât verecek Fakir bulamazlarmış. Tüm İslam ülkelerinin böyle olması lazım. Osmanlı döneminde atalarımız. Sokakta aç kalan kişiden, tüm toplum sorumlu tutulurmuş. Ülkemizin de bu anlayışa ulaşması ümidi ile yazımızı tamamlayalım. İns.
lutfitumturk@hotmail.com Lütfi TÜMTÜRK
|