Kütahya Osmanlı Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği okyay derneği

KÂLÛ BELÂ GÜNÜ ALLAH'A VERDİĞİMİZ YEMİNLER "YEMİN, MİSÂK, AHD"

Anasayfa » Tasavvuf Kavramları » KÂLÛ BELÂ GÜNÜ ALLAH'A VERDİĞİMİZ YEMİNLER "YEMİN, MİSÂK, AHD"
share on facebook  tweet  share on google  print  

KÂLÛ BELÂ GÜNÜ ALLAH'A VERDİĞİMİZ YEMİNLER "YEMİN, MİSÂK, AHD"

"Tasavvuf Kavramları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
KÂLÛ
KÂLÛ BELÂ GÜNÜ ALLAH'A VERDİĞİMİZ YEMİNLER "YEMİN, MİSÂK, AHD" 
 
Allahû Tealâ zamandan evvel, indi ilâhi'de Âdem (A.S)'dan başlayarak bütün insanların sırtlarından zürriyetlerini (çocuklarını) çıkartmış ve bütün Âdemoğullarını etrafında toplamıştır.
Allahû Tealâ: "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim? diye buyurduğunda, bütün Âdemoğulları yanıt vermiştir.
 
"Kâlû belâ: Evet. Sen bizim Rabbimizsin.
 
Şehidnâ: Biz şahit olduk."
 
7/A'RÂF-172; Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allahû Tealâ şöyle buyurdu): "Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?" Dediler ki: "Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk."
 
Kâlû Belâ günü bütün Âdemoğulları nefsiyle, ruhuyla ve fizik vücuduyla Allahû Tealâ'ya teslim olacaklarına dair yemin, misâk ve ahd vermiştir.

5/MÂİDE-7: Allah'ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve : "İşittik ve itaat ettik" dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah'a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

# Ruhun verdiği yeminin adı; MİSÂK,
# Fizik vücudun verdiği yeminin adı; AHD,
# Nefsin verdiği yeminin adı; YEMİN olarak Kur'an'ı Kerim'de belirtilmiştir.
Ayrıca iradenin de Allahû Tealâ''ya teslim edileceğine dair verilen ikinci bir MİSÂK söz konusudur. 
Devam edecek. Allah razı olsun.
 
 
Allahû Tealâ yemin, misâk ve ahdimizi üzerimize farz kıldığını ve bunlarla bizi bağladığını ifade etmektedir.
 
RUHUN MİSÂKİ;
ÖLMEDEN ÖNCE ALLAH'A ULAŞMAKTIR.
 
Allahû Tealâ Ra'd Süresinin 20 ve 21. âyet-i kerimelerde ruhumuzun verdiği misâki bizlere bildirmektedir.
 
13/RA'D-20:Onlar, Allah'ın ahdini ifa ederler (ruhlarını, vechlerini,  nefslerini Allah'a teslim ederler ). Ve misaklerini ( diğer teslimlerle birlikte iradelerini de Allah'a teslim edeceklerine dair misaklerini) bozmazlar
 
13/RA'D-21: Ve onlar Allah'ın (ölümden evvel), Allah'a ulaştırılmasını emrettiği şeyi ( ruhlarını), O'na (Allah'a) ulaştırırlar. Ve Rab'lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
 
FİZİK VÜCUDUN AHDİ; ŞEYTANA KUL OLMAKTAN KURTULUP ALLAH'A KUL OLMAKTIR.
 
Allahû Tealâ Yâsin Süresinin 60 ve 61. âyet-i kerimelerinde fizik vücudumuzun verdiği ahdi bildirmektedir.
 
36/YÂSÎN-60; Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmıyacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
 
36/YÂSÎN-61: Ve ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde) bulunmak)tır.
 
NEFSİN YEMİNİ; TESKİYE VE TASFİYE OLMAKTIR.
 
Allahû Tealâ nefslerin verdiği yemini Muddessir Suresinin 38, ,39 ve 40. âyet-i kerimelerinde ifade etmektedir.
 
74/MUDDESSİR-38: Bütün nefsler iktisap ettikleri (kazandıkları) dereceler sebebiyle (karşılığı olarak) rehinedirler (bağlıdırlar).
 
74/MUDDESSİR-39: Yemin sahipleri (yeminlerini yerine getiren nefsler) hariç.
 
74/MUDDESSİR-40: Onlar cennettedirler. (Diğerlerine) sorarlar.

Kim Allah'a verdiği yemini gerçekleştirip nefsini tezkiye ederse onlar cennette olacaklardır.

9/ŞEMS-9: Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir. 
 
 
İrademizin misâki de Allah'ın ahdi de aynı şeydir: İrademizin Allah'a teslimi.
Ruhumuzu, vechimizi, nefsimizi Allah'a teslim etmeden irademizi Allah'a teslim edemeyeceğimiz için İrademizin teslimi aslında yemin, misâk ve ahdimizi de yani yeminlerimizi de ihtiva eder, hepsinin teslimidir. Allah'ın ahdi de dört tane yemin içerir: Yeminini, misâkimiz, ahdimiz ve Allah'a İrademizin verdiği kesin söz olan misâkimiz.
 
Allahû Tealâ En'âm Süresinin 152. âyet-i kerimesinde "Ve bi ahdillâhi evfû; Allah'ın ahdini ifa edin, yerine getirin."buyurmaktadır. 
 
6/EN'ÂM-152: Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah'ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti. 
 
4 yeminin 4'ünün de yerine getirilmesi, âyet-i kerimede belirtildiği gibi Allah'ın bizlere vasiyetidir.

YEMİNİMİZ, MİSAKİMİZ VE AHDİMİZ KUR'ÂN-I KERİM KAVRAMLARINDAN KOPARILMİŞTIR..!
 
Ne bizim yeminimiz, misâkimiz, ahdimiz, ne Allah'ın ahdi, ne Allah'ın vasiyeti, zamanımız din öğretisinde artık insanlara öğretilmemektedir.
 
Bunlar ki; Kur'an'ın omurgasıdır. Eğer teslim yoksa İslâm yoktur.
Hani sorarlar bize: "Ne zamandan beri Müslümansın?"
-" Kâlû belâdan beri." deriz. Yani "Kâlû belâ gününde Allah'a verdiğimiz o yemin, misak ve ahd sebebiyle Müslümanım." Yani "Bu yeminleri yerine getirmek mecburiyetinde olan bir insanım." demiş oluruz.
 
 
3.basamakta; Allah'a ulaşmayı dilediği an kişi misâkini yerine getirmek üzere harekete geçmiştir. Sonra 14. basamakta; Allah'ın kendisine gösterdiği mürşide tâbî olur. 14. basamak hayatımızın en önemli basamağıdır. Çünkü 4 hidayet de burada başlar:
 
* Ruhun misâki: 22. basamakta ruhun Allah'a teslim olmasıyla tamamlanır.
* Vechin ahdi: 25. basamakta fizik vücudun Allah'a teslimiyle tamamlanır.
* Nefsin yemini:27. basamakta nefsin Allah'a teslimiyle tamamlanır.
* Ve iradenin misâki: 28. basamağın 4. kademesinde iradenin Allah'a teslimiyle tamamlanır.
 
Kur'an-ı Kerim'in unutturulması, İslâm âlemine kurulmuş en büyük tuzaktır. İblisin kurnaz oyununun bir parçası olarak Kur'ân'ın bütün ana kavramlarının üzeri örtülmüştür. Bir yok oluşun derin ve kara izleri bugün insanlığı kuşatmış durumdadır. Bu karanlık perde, ancak ve ancak dünya hayatını yaşarken bu yeminleri  insanlara hatırlatan Hakk dostlarınca, ortadan kaldırılacaktır.
Fâtiha suresi 7. âyet-i kerimesinde geçen nimet, devrin imamının ruhudur. Ni'met yoksa yemin, misâk ve ahdin yerine getirilmesi de mümkün değildir. 
 
1/FÂTİHA-7: O (Sıratı Mustakîm) ki; (başlarının) üzerlerine (Devrin imamı'nın ruhunu) ni'met olarak verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve delâlette kalmışların (Allah'a ulaşmayı dilemiyenlerin) yolu değildir.
 
3/ÂLİ İMRÂN-164: Andolsun ki Allah, mü'minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni'met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilavet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir delâlet içinde idiler.
 
5/MÂİDE-7: Allah'ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah'a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilendir.

Yeni bir konuda devam edeceğiz inşaallah.Allah razı olsun hepinizden.
Kaynak : Ali Rıza Öztuna
Tür : Diğer Tarih : 7.04.2019
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Sayfa Ziyaret Sayacı
21.125