Kütahya Osmanlı Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği okyay derneği

Allah Yolunda Hizmet

Anasayfa » Tasavvuf Konuları » Allah Yolunda Hizmet
share on facebook  tweet  share on google  print  

Allah Yolunda Hizmet

"Tasavvuf Konuları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

Allah Yolunda Hizmet

Allah yolunda hizmet denildiğinde hemen camilerin yapım ve onarımı akla gelir. Camiler Allah’ın evidir. Müslümanlar orada birbirlerini tanır. Manevi konular paylaşılır. Kur’ân okunur. İbadetler yapılır. Atalarımız büyük camiler yapmış. Bu eserler ile iftihar edip, yaşatmaya çalışıyoruz. Çağımızda da çok sayıda cami yapılıyor. Onların yapım ve onarımına katkıda bulunanlara ne mutlu. Onların harap olmasına çalışanlar İslam düşmanlarıdır. Çağımızda camilerin, cemaatin çoğalmasından rahatsız olanlar, İslami çalışmaların engellenmesi için faaliyet gösterenler var. Allah onları islah etsin.

2/BAKARA-114: Ve men azlemu mimmen menea mesâcidallâhi en yuzkere fîhesmuhu ve seâ fî harâbihâ ulâike mâ kâne lehum en yedhulûhâ illâ hâifîn(hâifîne) lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhireti azâbun azîm(azîmun).

“Ve Allah'ın mescidlerinde, O'nun adının zikredilmesini men eden (yasaklayan) ve onların (mescidlerin) harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? İşte onların, korkmadan oraya (mescidlere) girmesi olamaz (ancak korka korka girebilirler.) Onlar için dünyada rezillik, ahirette de “azîm azap” (en büyük azap) vardır.”

İnsanlarımız hayır işlerine koşar. Bilhassa cami yapım ve onarımlarına çok rağbet edilir. Şehirlerimizde çok şükür ihtiyaçtan fazla camilerimiz var. Ancak, Cuma ve bayram namazlarında tüm camiler dolar. Cadde ve sokaklarda Cuma namazları kılınır. Cemaatin çoğu Cuma farzından sonra camiden çıkmaya çalışır. İzdiham yaratılır. Bunun için “Eskiler camilerimiz dışarıdan mamur, fakat içeride hidayetten eser yok.” Sözleri ile bu günlere işaret edildiğini düşünüyorum.

Gerçekten çağımızda bu eserlerin görkemli olmalarına dikkat edilir. Hâlbuki Hz. Peygamberimiz ve Sahabe efendilerimiz çok mütevazı, basit mescitlerde ibadet yaparmış. Mübarek, Hz. Ali (K.V), sırtına saplanan okun namazda ilken çıkarılması istemiş, Namazda Allah’a bağlandığı için okun çıkarılmasını hiç hissetmemiş. İşte ibadet böyle yapılır. Çağımızda da bu duygu ile namaz kılanlar olduğunu biliyorum. Ancak, onlar reklam yapmaz. Onun için pek bilinmezler. Onların bulunup, örnek alınmaları gerekir. Onların bulunması için hacet namazı ile Allah’tan sormak gerekir. Sırası gelmiş iken, kısaca bazı İslami kurallardan da bahsedelim.

İslam, Hz. İbrahim’in hanif dini olan Vahdet, Tevhit ve Teslim’in yaşanmasıdır. Vahdet, Allah’ın varlığı ve birliğidir. Teslim, Allah’ın emir ve yasaklarına uymak, ona teslim olmak. Tevhit ise teslim olanların birliği, dünyada birlik ve beraberlik içinde yaşamaları, İslam toplumu oluşturulmasıdır. İslam bu şekilde yaşanmalıdır. Allah kullarını çok seviyor. Onların dünya’da mutlu olmalarını ve ahirette ve onlar için hazırladığı cennetine almak istiyor. Mutlu olmaları için kâinatta yarattığı her şeyi onların emrine vermiş. Biz Allah’ın emir ve yasaklarına uymaz isek şeytana lokma oluruz. Dünyada mutsuz ve ahirette de cehenneme boylarız.

İslam (teslimler)’in yaşanması zor bir olay değildir. İnsanlar Allah’a yönelip ona teslim olmayı samimiyet ile  murat (Niyet) ettiklerinde, Allah bunu kalplerinde görür, o kullarının ruhlarını kişi dünyada yaşarken bizzat kendisine ulaştırır. Allah bu işi kendi üzerine almış. Kişi Ruhen Allah’a ulaşan (Ermiş), dünya’da mutluluğu yaşayan kişi olur. Ruhen Allah’a ulaşıp, Allah’ın dostu olan bu kişilerin dünyada yaşadıkları mutluluğu tarif mümkün değildir. Ancak, mübarek sahabe efendilerimizin yaşadığı hayata benzer bir güzelliktir. Diyebiliriz.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız gibi, Allah Müminlerin birlik, beraberlik ve dayanışma içinde yaşamalarını ve böylece tevhidi meydana getirmelerini istiyor. Çağımızda İslam toplumlarının başındaki belaların tamamı İslam’ın gereği gibi yaşanmamasından kaynaklandığı malumdur. Bu sebeple Allah’ın yardımı alınamıyor. Bu sebeple Gazze’de olduğu gibi Kâfir ve zalimlerin zulmü yaşanıyor. İslam yaşanmış olsa, Allah bu zulümlere izin vermez. Onun için Allah, bu belalar ile kullarını uyarıyor.

3/ÂLİ İMRÂN-139: Ve lâ tehinû ve lâ tahzenû ve entumul a’levne in kuntum mu’minîn(mu’minîne).

“Ve gevşemeyin ve mahzun olmayın! Eğer mü'min iseniz, üstün olan sizsiniz.”  

3/ÂLİ İMRÂN-160: İn yansurkumullâhu fe lâ gâlibe lekum, ve in yahzulkum fe menzellezî yansurukum min ba’dih(ba’dihi), ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).  

“Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler (Allah'a güvensinler).“

Katil ve İslam düşmanı İsrail ile ABD nin müttefiki olanlar ile yaşanan savaş,  din savaşıdır. Fanatik İsrail dünya hâkimiyeti peşindedir. Yaptığı zulmü Allah’ın emri ile yapıyorum diyor. Şeytanın uşağı olduğunun farkında değil. Hedefi Şeytanın yardımı ile Müslümanları dağıtmak. İslam inancını yeryüzünden silmektir. Müslümanların olaya bu düşünce bakmaları gerekir. Müslümanlar Birlik ve beraberlik içinde olduklarında, Allahın ayette açıkladığı gibi her zorluğu aşacaklardır. Allah bu zulmü mutlaka cezalandıracaktır. İslam ülkeleri üzerlerine düşen görevi yapsalar bu zulüm anında biter. Mazlum Gazze’nin kurtulması ümidi ile yazımızı tamamlayalım.

lutfitumturk@hotmail.com                                                                                        Lütfi TÜMTÜRK

Kaynak : Lütfi TÜMTÜRK
Tür : Diğer Tarih : 9.09.2026
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Sayfa Ziyaret Sayacı
72.550