Kütahya Osmanlı Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği okyay derneği

İslam’ın güzelliğini tebliğ etmek. İnsanlarımızı Uyarmak.

Anasayfa » Tasavvuf Konuları » İslam’ın güzelliğini tebliğ etmek. İnsanlarımızı Uyarmak.
share on facebook  tweet  share on google  print  

İslam’ın güzelliğini tebliğ etmek. İnsanlarımızı Uyarmak.

"Tasavvuf Konuları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar

İslam’ın güzelliğini tebliğ etmek.

İnsanlarımızı Uyarmak.

İnsan sosyal bir varlık. Kimse tek başına mutlu olamaz. Teknoloji kalabalık şehirleri meydan getirdi. Kalabalıktan, gürültü ve kargaşadan kaçan bazı insanlar kendilerini doğaya atıyor. Dağ başında tek başına mutlu olmaya çalışan insanlar var.  Toplu yaşamın getirdiği bazı gerginlikler insanları yoruyor. Bu insanlar dinlenmek için teknolojinin olmadığı doğal ortamlarda dinleneceklerini sanıyor. ABD’de teknolojiyi ret eden insanların oluşturduğu küçük toplumlar olduğu söyleniyor. Devlet yönetimi de bu görüşlere tolerans gösterip, onları kendi halinde bırakıyormuş. Bunlar hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmadığım için fikir yürütemem.

Ancak, Allah insanları sosyal bir varlık olarak yaratmış. Kimse tüm ihtiyaçlarını tek başına sağlayamaz. Birbirimiz ile yardımlaşmamız becerilerimiz ile kazanımlarımızı çevremiz ile paylaşmamız gerekiyor. Allah insanları yaratıp başıboş bırakmamış. Nasıl mutlu olacaklarını açıklayan kitaplarını, bu kitapların öğretmenleri olan Nebilerini, onların olmadığı zamanlarda ise, veli resullerini her zaman ve mekânlarda görevlendirmiş.

5/MÂİDE-19: Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum alâ fetretin min er rusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîrin fe kad câekum beşîrun ve nezîr(nezîru) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr (kadîrun).

Ey Kitap ehli! Resûllerin (peygamberlerin) fetret devrinde (aralarının kesildiği zamanda), sizlere gerçekleri açıklayan Resûl'ümüz (elçimiz) gelmişti. “Bize bir müjdeleyici ve de uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye (dememeniz için). Oysa size "müjdeleyici ve uyarıcı" bir Resûl gelmişti. Allah her şeye kaadirdir.

3/ÂLİ İMRÂN-164: Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn (mubînin).

Andolsun ki Allah, mü'minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni'met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

Görüldüğü gibi toplumlar içinde, kendilerinden (Tanıyıp, bildikleri) resuller görevlendirilmiş. Allah’ın emirlerini insanlara öğretiyorlar. Böylece insanlar delaletten kurtuluyor. Kimse, bizim sağlığımızda böyle bir rehber yoktu. Diyemez. Yukarıdaki ayet bunu ispat ediyor. Onların tavsiyelerine uyanlar dalaletten kurtulup, hidayete eriyor.  Böylece dünya ve ahiret saadeti kazanılıyor. Olumsuz durumlara düşmekten kurtuluyor.

20/TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

20/TÂHÂ-124: Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.

Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.

Tüm insanların babası olan Adem atamız ile Havva validemiz cennetten çıkarıldıklarında, Allah, benden size hidayetçim gelecek, ona tabi olanların kurtuluşa ulaşacakları yukarıdaki ayette anlatılıyor. Taha-124. Ayette de,  (Kim zikrimden yüz çevirirse) ifadesi ile Allah ve resulün emirlerine itiraz edilmesi anlatılıyor. O zaman sıkıntılı bir hayata maruz kalınacağı açıklanıyor. Dünya’da bu güzellikleri göremeyen Ahirette de kör oluyor.

Görüldüğü gibi Allah insanları başıboş bırakmamış. Resullerini görevlendiriyor. Onlara tabiiyet, itaat gerekiyor.  Fakat, çağımızda bu tabiiyete itiraz ediliyor. İnanıp tabi olanlar kınanıyor, çoğunluk tarafından aşağılanıyor. İblis sureti haktan görünüp insanları Allah’tan uzaklaştırarak cehenneme mahkûm ediyor. Resullerin tebliğ görevi kabul görmüyor. Resullere geçmişte de, her zaman kendilerine inanılmayıp, hep itiraz edilmiş.

23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn.

Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.

Yukarıdaki ayette açıklandığı gibi resullere hep karşı çıkılmış. İblisin etkisi ile İnsanlar maneviyata değer vermiyor. Kendileri delalette kalıyor. Resuller her dönemde görevlerini yapmaya çalışmış. Fakat insanlar nefislerine uyup daima ret etmişler. Resuller zulme uğramış. Fakat insanları kurtarmaktan asla vaz geçmemiş. Çoğunluk hep itiraz etmiş. Maalesef şeytan galip geliyor. Çünkü Allah’ın emirlerine karşı çıkan nefsimiz var. Onun tezkiye edilmesi, afetlerinden arındırılması gerekiyor. Onun için nefis tezkiyesi (Salih amel) çok önemli.

5/MÂİDE-67: Yâ eyyuherresûlu bellıg mâ unzile ileyke min rabbik(rabbike) ve in lem tef’al femâ bellagte risâleteh(risâletehu) vallâhu ya’sımuke minen nâs(nâsi) innallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn. Ey Resûl! Rabb'inden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o taktirde O'nun Risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allâh, kâfirler kavmini hidayete erdirmez

Allahsız bir mutluluk mümkün değil. Hz. Peygamber ve mübarek sahabe, saadet asrini meydana getirmiş. Osmanlı döneminde İslam yaşandığı için farklı inanç sahibi insanlar 600 yıl birlik ve beraberlik halinde, huzur içinde yaşamış. Günümüz İslam toplumlarının yerde sürüklenmesinin sebebi, İslam’ın yaşanmamasından kaynaklanıyor. Onun için Allah’ın yardımı alınamıyor.  Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik yok. Hepsi birbiri ile kavgalı, batının sahte dostluklarına inanıp birbirlerine karşı düşmanlık yapılıyor. Yer altı zenginliklerine rağmen Müslümanlar sefilleri yaşıyor. Batı tarafından zenginlikleri çalınıyor.

11/HÛD-29: Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).

Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah'a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) tard edecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab'lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

Bu ayette, Resul, itaat eden müminlerin mutlaka Allah’a ulaşacaklarını açıklıyor. Yani, ruhun teslimi hususunda garanti veriliyor. İnsanlar samimi olmak şartı ile basit bir talep karşılığı dünya ve ahiret saadetini kazanıyor. Çağımızda bu güzellik bilinmiyor. İblis insanlara Allah’a yönelip ona teslim olmayı unutturmayı başarmış. Çağımızda küçük tasavvuf gruplarının haricinde, bunu bilen yok. Resullerin davetine uyulmuyor. Kısa bir dünya hayatı uğruna, ebedi ahiret hayatındaki mutluluk feda ediliyor.

İslam, Arapça  “slm”. Fiil kökünden gelir. Fiilin başına Arapça “elif” harfi geldiğinde İslam olur. Türkçe teslim demektir. Arapça “Mim” harfi geldiğinde Müslim, Türkçe teslim olmak.  Müslüman teslim olan kişi, Müslimun da teslim olanlar (çoğul) manasınadır. Kısaca, İslam teslim dinidir. Allah, Hz. Adem (SAV) atamızın cennette iblisin vesvesesi ile yasaklanan meyveyi yemesi sebebi ile kullarının kendisine teslim olmasını istiyor. İblis de insanları Hz. Âdem atamız gibi yanıltmak üzere kıyamete kadar süre almış. İnsanların dünya hayatında İblisin etkisinden uzak mutlu olabilmeleri için, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun yaşamaları gerekiyor.

72/CİNN-23: İllâ belâgan minallâhi ve risâlâtih(risâlâtihî), ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ (ebeden).

(Bu) sadece Allah'tan olanı tebliğ ve O'nun risaletidir. Ve kim Allah'a ve O'nun Resûl'üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.

13/RA'D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

36/YÂSÎN-17: Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu).

Ve bizim üzerimizde açıkça tebliğden (bildirmekten) başka bir şey (sorumluluk) yoktur.

Bir daha tekrar edelim. Allahsız bir mutluluk mümkün değildir. Bu sebeple Resuller insanları Allah’ın emir ve yasaklarına uyulmasını öğütlemiş. Müminler de yaşadıkları mutluluğu çevresindeki kardeşlerine iletmeleri halinde mutlulukları artıyor. Böylece hem kendilerinin ve hem de sevdikleri kardeşlerinin mutluluğuna vesile oluyorlar. İslam kardeşliği pekişiyor.  Hz. Peygamberimiz döneminde yaşanan saadet asrı, günümüzde de yaşanabilir. Atalarımız olan Osmanlı döneminde bu güzellikler yaşanmış. Çağımızda da bu başarılabilir. İblis ve onun yardakçıları ne yaparsa yapsın Allah’ın vadi var. Kıyametten önce İslam’ın parlak dönemi yaşanacak. Umarın o mutlu günleri biz de görürüz düşüncesi ile konumuzu tamlayalım. İnşaalllah. 16.Ekim.2022

lutfitumturk@hotmail.com                                                                                              

Lütfi TÜMTÜRK

Kaynak : Lütfi TÜMTÜRK
Tür : Diğer Tarih : 25.10.2022
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Sayfa Ziyaret Sayacı
22.325