Kütahya Osmanlı Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği okyay derneği

Dünya’nın imtihanı-4 Modern teknolojinin Küçük bir Virüs ile sınavı

Anasayfa » Güncel Olayların Yorumları » Dünya’nın imtihanı-4 Modern teknolojinin Küçük bir Virüs ile sınavı
share on facebook  tweet  share on google  print  

Dünya’nın imtihanı-4 Modern teknolojinin Küçük bir Virüs ile sınavı

"Güncel Olayların Yorumları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Dünya’nın

Dünya’nın imtihanı-4

Modern teknolojinin Küçük bir Virüs ile sınavı

Korona salgını can almaya devam ediyor. Virüsü tesirsiz bırakacak aşı ve ilaç bulma çalışmalarından henüs somut bir netice temin edilemedi. Virüsün bu çalışmalara direndiği, mutasyona girdiği söyleniyor. Bütün ümitler havlaarın ısınmasına kaldı. Virüsün yaz sıcaklarına dayanamayacağı tahmin ediliyor. Aksini iddia edenler de var. Bir aya kadar bunun neticesi belli olur. Salgının dünyanın kuzeyine göre, güney yarım kürede daha az etkili olduğu açık bir gerçek. Bunun hikmeti de birkaç ay sonra anlaşılır.

Avrupa ve Amerika’da yayılma hızının yavaşladığı, Çin’de olduğu gibi, yakında bulaşma riskinin kalmayacağı da iddia ediliyor. Fakat Vuhan kentinde yeni vakalar meydana geldiği haberleri de var. Bütün çalışmalara rağmen her gün tüm dünya’da toplam olarak on binlerce insana bulaşmaya devam ediyor. Halen yoğun bakımda tedavi gören de yüz binlerce insan var. Bunların bir kısmını maalesef kaybediyoruz.

Bu konudaki şahsi kanaatimizi önceki yazılarımızda ifade ettik. Kısaca tekrar yazalım. Bu Allah’ın bir gazabıdır. Eski dönemlerde de böyle afetler olmuş. Yaratıcının bu uyarıları eskiden genellikle bölgesel olmuş. Genel afetler için, sadece Nuh tufanını verebiliyoruz. Bu salgın uyarısın genel olduğu çok açık, çünkü tüm Dünya’yı etkiledi. Onun için yaratıcının bu uyarısının genel olduğu açık.  Bu afetin yaşanmasında ABD ve Avrupa’nın veballerinin daha fazla olduğu etkilenmelerinden anlaşılıyor.

Bu iddiamıza karşı olanlar olduğunu biliyorum. Fakat düşünmek lazım. Durup dururken bu salgın nereden çıktı. Tıp dünyasının tanımadığı bu virüs şimdiye kadar nerede idi. Hangi şartlar bunun meydana gelmesine sebep oldu. Devletler, ülkeler ve insanlar yaratıcının hangi genel kurallarına aykırı bir günah işlediler de, bu bela başımıza geldi diye düşünmek lazım. Bazı kişiler de düşünmüş. Türkiye Diyanet İşleri Başkanı bir hutbesinde zina ve eşcinselliğin bu belaların gelmesine sebep olduğunu söylüyor. İlerici geçinen bazı çevreler karşı çıksa da, biz bu görüşe de katılıyoruz. Maalesef bu pislik çağımızda var. Bunu meşru-yasal hale getirenler bile var.

17/İSRÂ-58: Ve in min karyetin illâ nahnu muhlikûhâ kable yevmil kıyâmeti ev muazzibûhâ azâben şedîdâ(şedîden), kâne zâlike fîl kitâbi mestûrâ (mestûran).

“Eğer bir şehir (helâk olacaksa), kıyâmet gününden önce onun helâk edicisi ancak Biziz. Veya onun (şehir halkının) şiddetli azap edicisi Biziz. İşte bu, Kitap'ta yazılıdır.”

11/HÛD-102: Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehazel kurâ ve hiye zâlimeh(zâlimetun), inne ahzehû elîmun şedîd.

“Halkı zalim olan ülkeleri ahzettiği zaman senin Rabbinin yakalaması işte böyledir. Onun ahzı (yakalaması), muhakkak ki çok şiddetlidir, çok elîmdir.”

54/KAMER-42: Kezzebû bi âyâtinâ kullihâ fe ehaznâhum ahze azîzin muktedir (muktedirin).

“Âyetlerimizin hepsini yalanladılar. Bu sebeple onları üstün kudret sahibinin yakalayışı ile yakalayıp aldık.

İşte, Kutsal kitabımızda her şey açık olarak yazılmış. Zulmedenleri, ayetlerimizi yalanlayanları biz helak ederiz. Deniliyor. Şu anda dünya’da zulüm varmı?  Evet var. Bu zulmün yapılmasında ABD ve Avrupa başı çekiyor. Diğer yazılarımızda yer ve isim belirterek yazdık. Kısaca tekrar edelim. Fanatik Yahudi zulmünün arkasında ABD var. Orta doğu halklarının karıştırılarak birbirlerine kırdırılmasının arkasında da, Avrupa ve ABD var. Allah’ın dini İslam’ın yayılması ve insanları mutluluğa ulaşmasının engellemesinde aynı ülkeler başta gelir.

Allah insanları serbest irade ile yaratmış. Siz Allah’ın emirlerini uymayabilirsiniz. Allah’a değil şeytana teslim olabilirsiniz. İnsanlar Cennet veya Cehennem, hangisini tercih ederlerse orası için çalışabilir. Çünkü Allah, “Dinde zorlama yoktur.” Buyuruyor. Fakat kimseye zarar vermeden inancını yaşayan, toplumlara zorluk çıkaramazsın. Onları yurtlarından sürüp çıkaramazsın. Ben güçlüyüm. İstediğimi yaparım. Diye düşünürseniz, karşınızda Allah’ı bulursunuz. İşte Suriyeliler, inançları sebebi ile yurtlarından kovuluyor. Bu olayda İran’ın da vebali çok. O da dersini almıştır. İnşaallah. Allah önce uyarır. Sonra azabı gelir.

 

26/ŞUARÂ-208: Ve mâ ehleknâ min karyetin illâ lehâ munzirûn(munzirûne).

Ve hiçbir kasabayı, nezirler olmadıkça (ona nezirler göndermedikçe) helâk etmedik.

27/NEML-85: Ve vakaal kavlu aleyhim bimâ zalemû fe hum lâ yentıkûn(yentıkûne).

Ve zulümleri sebebiyle onların üzerine (Allah'ın) sözü vaki oldu (yerine geldi). Artık onlar konuşamaz.

Görüldüğü gibi Allah toplumlara önce uyarıcılar gönderiyor. Bu mübarekler insanları Allah’a davet etmişler. Mutluluğa ulaşmanın yolları öğretilmiş. Fakat iblisin etkisi ile her zaman red edilmişler. İnsanlar kendilerini güçlü hissedince her istediğini, daha doğrusu şeytan ve nefsinin taleplerini yerine getirebileceğini zannetmiş. Ancak, yeri ve gökleri bir düzen içinde yaratan Allah’ın kullarını takip ettiğinden haberleri yok. Ancak, başlarına bir bela  geldiğinde akılları başına geliyor. O zaman Allah’a yalvarıp yardım isteniyor.

Bu konuda bir gözlemimi okuyucularım ile paylaşmak istiyorum. Sene galiba 1967 olacak. Arkadaşlarım ile İstanbul boğaz yolunda bir parkta oturuyoruz. Birden Deprem başladı. Boğazın suları kara yoluna çıkıyor. Boğazın dibi görünüyor. O anda parkta oturanların hemen tamamı yere oturup avazları çıktı kadar Allah, Allah diye bağırmaya başladılar. Ben ilk defa böyle bir şey ile karşılaştım Çok dikkatimi çekmişti. Bu depremin Sakarya’da yıkıma sebep olduğu duymuştuk.  İşte böyle, zamanlarda insanlar Allah’ı hatırlıyor.

Bu salgın olayında da toplumlar ve insanlar düşünmelidir. Biz ne yaptık. Hangi yanlış davranışımız bu belalara sebep oldu diye düşünmeli ve hatasından vaz geçmelidir. Toplum ve insanların hatalarını görüp, düzeltmeleri de bir erdemliliktir. O zaman bu felaketler birer imtihan vesilesi olur. Kutsal kitabımızda bu konuda çokça ayet var. Bunlardan bir kaçını inceleyelim.

29/ANKEBÛT-2: E hasiben nâsu en yutrekû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn (yuftenûne). İnsanlar, "amenna (îmân ettik)" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?

29/ANKEBÛT-3: Ve lekad fetennellezîne min kablihim fe le ya’lemennellâhullezîne sadakû ve le ya’lemenel kâzibîn (kâzibîne).

“Ve andolsun ki onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah sadıkları da (doğru söyleyenleri de) tekzip edenleri de (yalancıları da) mutlaka bilir.”

29/ANKEBÛT-4: Em hasibellezîne ya’melûnes seyyiâti en yesbikûnâ, sâe mâ yahkumûn .

“Yoksa seyyiat işleyenler (kötülük yapanlar), Bizim imtihanımızı geçeceklerini mi sandılar? Hüküm verdikleri şey ne kötü!”

Görüldüğü gibi Allah toplumları bazen böyle afetler ile imtihan ediyor. Önemli olan bu olaylar ile verilmek istenen mesajları çıkarmak, hatalardan dönmek, güzelliğe ulaşmak. Aksi halde imtihanın önemi kalmaz. Bir hususu da burada açıklamak lazım. Allah toplumları uyarmak istedi ise, sebep olan hatadan dönülmeden, yaşanan olay önlenemez. Şunu söylemek istiyorum. Kimse Allah’ı yenemez. Bu salgından kurtulmanın tek yolu hataları görüp, Allah’tan özür dilemek, tövbe edip, mazlumların haklarını iade etmektir. vesselam.

Salgın sebebi ile camilerimiz cemaat ile namazlara kapatıldı. İnsanlarımız camilerde namaz kılmaya hasret kaldı. Virüsün yaygınlaşmasını önlemek için alınan bu tedbiri tenkit edenler var. Salgının cemaat halinde namaza karşı çıkanlar için bir fırsat olduğunu düşünenler var. Diyanet de amacın böyle olmadığını ispat edercesine yatsı ezanlarından sonra minarelerden tekbirler getiriliyor. Dualar yapılıyor. Bu da tenkit görüyor. Şahsi kanaatime göre iyi de yapılıyor. Bu gayretler, tedbirlerin bizi Allah’tan uzaklaştırmayacağını ispatı şeklinde algılanıyor. Camilerimizin, avluda namaz kılmak üzere, 12 Haziran’da açılacağı diyanet tarafından açıklandı. İyi düşünülmüş. Açık havada virüsün bulaşma imkânı pek olmaz. Allah, rızası için namaz kılanları koruyacaktır.

Bu salgının neden başımıza geldiğini pek düşünen yok. Çoğunluk virüsün aşı ve ilacını bulacağız. Ölenler ölür. Kalan sağlar bizimdir. Felsefesi ile nasıl olsa bu virüsü yeneceğiz diye düşünülüyor. Bu sebeple, salgın olayının hayatımızdan kolay çıkmayacağı anlaşılıyor. Virüs her gün on binlerce insana bulaşıyor. Ölenlerin sayısı 300 bini geçti. Bir o kadar da insan yoğun bakımda, yaşlı, genç birçok masum hayatı sona eriyor. Bu endişeli hayat, daha ne kadar devam edecek. Allah sonumuzu hayırlara tebdil etsin. Yetkililer kontrollü hayata alışmamız gerektiğini söylüyor. Sosyal bir varlık olan insan, birbirine yaklaşmadan nasıl yaşayacak? Bu karmaşa içinde mübarek ramazanı da garip bir şekilde bitirdik. Okuyucularımızın Kadir gecelerini ve bayramlarını kutlarım. Yüce rabbim, müminleri ve tüm insanları endişesiz, birbirlerine sarılabilecekleri gerçek bayramlara ulaştırsın.

20 Mayıs 2020

lutfitumturk@hotmail.com                                                                                                         Lütfi TÜMTÜRK

Kaynak : Lütfi Tümtürk
Tür : Diğer Tarih : 17.05.2020
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
Sayfa Ziyaret Sayacı
10.686