Kütahya Osmanlı Kültürünü Yayma ve Yaşatma Derneği okyay derneği

NAMAZ'IN HİKMETİ (2)
Okyay Derneği » NAMAZ'IN HİKMETİ (2) ---

Namazın  Hikmeti (2)

Namazın bilinmeyen faydaları konusunda, medyada yayınlanan bir haberi geçen hafta vermiştik. Bu gün, çağımızın hidayetçisi Sevgili Efendimizin tasavvuf sohbetlerinde namaz ile ilgili idrak edebildiğim hikmetleri sizlerle paylaşmak istiyorum. İslam’ın başta gelen farzlarından olan namaz çok önemli bir ibadettir. İslam, teslim dinidir. Fakat, Müslümanlar namaz kılanlar olarak bilinir. Müslümanlar ile özdeşleşmiş bir ibadettir. Dinimizin sembolü olmuştur. Kutsal kitabımızda pek çok ayette Zekât birlikte zikredilir. Namaz hakkında o kadar çok ayet vardır ki, Onları vermek, hacimli bir kitap gerekir. Onun için bu konuda sadece birkaç örnek ayeti inceleyelim.

 

2/BAKARA-43: Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn (râkiîne).

Ve namazı kılın (ikame edin) ve zekâtı verin. Ve rükû edenlerle beraber rükû edin.

 

8/ENFÂL-3: Ellezîne yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn (yunfikûne).

Onlar namazlarını ikame ederler (kılarlar) ve rızık olarak verdiğimiz şeylerden infâk ederler.

 

23/MU'MİNÛN-9: Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn (yuhâfızûne).

Ve onlar, salâvâtlarını (namazlarını) muhafaza edenler (devam ettirenler)dir.

 

Görüldüğü gibi namaz farz ibadettir. Son ayette ifade edildiği gibi süreklilik gerektiren bir sorumluluktur. Atalarımız “Namaz dinin direğidir.“ dedikleri bilinir. Efendimiz sohbetlerinde “Dinin direği namaz ise, zikir de bu direğin etrafındaki çadırdır.” Dediğini unutamıyorum. Namaz vakitlerinin Hz. Peygamberin sünneti ile belirlendiği bilinir. Hâlbuki kur’ânı kerimde, namaz vakitleri açıklanmaktadır. Bu konuda birkaç ayet verelim.

11/HÛD-114: Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyl(leyli), innel hasenâti yuzhibnes seyyiât(seyyiâti), zâlike zikrâ liz zâkirîn (zâkirîne).

Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın kısmında namazı ikame et. Muhakkak ki haseneler (kazanılan dereceler), seyyiati (kaybedilen dereceleri) giderir. İşte bu, zikredenler için bir öğüttür.

 

20/TÂHÂ-130: Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kable gurûbihâ, ve min ânâil leyli fe sebbih ve etrâfen nehâri lealleke terdâ.

O halde söylenen şeylere sabret! Ve Rabbini, güneşin tulûundan (doğuşundan) önce, güneşin gurubundan (batışından) önce ve gecenin bir kısmında hamd ile tesbih et. Ve gündüz boyunca da tesbih et. Umulur ki böylece rızaya ulaşırsın.

 

17/İSRÂ-78: Ekımis salâte li dulûkiş şemsi ilâ gasakıl leyli ve kur’ânel fecr(fecri), inne kur’ânel fecri kâne meşhûdâ (meşhûden).

Güneşin dönmesinden, gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Fecrin Kur'ân'ını (fecr vakti okunan Kur'ân'ı) ikame et (yerine getir)! Çünkü fecrin Kur'ân'ı şahitlidir.

 

Bu üç ayette namazın vakitleri anlatılmaktadır. Ayrıca, Bakara Suresi-238 de ikindi namazı, İsra -79 ayette de Teheccüd namazı vakitleri açıklanıyor. Kutsal kitabımızda her konuda bilgi vardır.  Enam-38. Ayette “Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Buyurulmaktadır. Hz. Peygamberimiz “Namaz Müminin Miracıdır.” Buyurmuş. Allah dostu Cabbar Hocamız, namazı  “Arz’da ve Arşta”  kılanlar olarak iki grup olarak değerlendiriyor.” Buna göre, arş’ta namaz kılanların miracı yaşayanlar olduğu çok açık. Başka bir Allah dostunun da, “Namaz müminin Allah ile rabıta kurmasıdır.” Dediğini okumuştum. Bu açıklamalardan sonra Hz. Peygamberimizin hadisi çok net anlaşılıyor.

 

Gerçekten de, mümin namazda Allah ile rabıta kurup, halini arz eder. Bu şekilde kılınan namazda kişi Dünya’dan soyutlanıp, düşüncesi ile Allah katına gider.  Hz. Peygamberimize gelen vahyin büyük kısmının namazda verildiği biliniyor. Allah dostlarının da namazda Allah ile rabıta kurdukları, soru ve taleplerine cevap aldıkları belli oluyor. Hz. Ali (R.A) cerrahlardan, sırtına saplanan oku,  namaza durduğu zaman çıkartmalarını istemiş. Çünkü namazda Allah ile rabıta kurulduğu için fiziki acıların hissedilmediği anlaşılıyor.

 

Çağımızda kısmen unutulmuş olsa da, İslam teslim dinindir. Namaz kişinin Allah’a teslim olduğunun bir ifadesidir. Bu sebeple namazda, adaba aykırı hareket yapmak, namazın sıhhatini bozar. Kişi tüm davranışları ile Allah’ın karşısında olduğunu düşünür. Dünya’dan ilişiği kesilir. Mümin Allah’ı görmese bile, onun kendisini gördüğünü düşünerek, edep dışı davranışlardan çekinir. Böyle bir namaz müminin fiziki ve ruhi yorgunluklarını alır. Kişi rahatlar. Sükûnet bulur. Allah katında pozitif derecât kazanır. Ancak, mümin derecât kazanmak için değil, sadece Allah emrettiği için bu görevi seve seve yapar. Hz. Peygamberin gözümün nuru dediği Namaz doyulmaz bir zevktir.

Allah’ın tüm emirlerinde, sayısız fayda vardır. Allah yolunda olan kişilerin ruhları, namazda Allah katına yükselir. Nefislerindeki afetler azalır. Nefsinin kalbine rahmet ve fazıl nurları girer. Fizik Vücut ile yapılan hareketler eklem ve kaslara hareketlilik kazandırır. Sıhhat bulur. Sürekli namaz kılan bir mümin kolay kilo alıp, hasta olmaz. Namaz onu fiziki ve ruhi hastalıklardan korur. Kısaca namaz Allah’ın müminlere maddi ve manevi sağlık hediyesidir.

Namazın bilinen bu faydalarının yanında, başka faydaları da oluğunu bir araştırmacı bilim adamının kaleminden geçen hafta öğrenmiştik. İnsanın atmosferde serbest dolaşan elektro manyetik akımlara maruz kaldığını, bu elektronların çıplak tenimize temas ettiğinde buraya yapıştığını, bu elektronlardan abdest alarak kurtulduğumuzu Rahmetli onkoloji Mütehassısı, Allah Dostu Haluk NURBAKİ küçük bir risalesinde okuyup, su bulunmadığı zaman, teyemmüm yaparak bu elektronlardan kurtulduğumuzu öğrenmiştik. Namaz, Hz. Âdem atamızdan bu yana tüm Nebi ve Resuller tarafından uygulanan ibadet olduğunu biliyoruz. Ayrıca Allah, namaz ibadetini yerine getiren kullarına sayısız derecât veriyor. Bu konuda da birkaç ayeti inceleyelim.

 

20/TÂHÂ-14: İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.

Muhakkak ki Ben, Ben Allah'ım. Benden başka İlâh yoktur. Öyleyse Bana kul ol ve Beni zikretmek için namazı ikame et!

 

7/A'RÂF-170: Vellezîne yumessikûne bil kitâbi ve ekâmus salâte innâ lâ nudîu ecrel muslihîn.

Onlar ki; Kitab'a sımsıkı sarılırlar ve namazı ikame ederler. Muhakkak ki Biz, salih olanların ecrini zayi etmeyiz.

 

24/NÛR-56: Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte ve atîûr resûle leallekum turhamûn(turhamûne).

Ve namazı ikame edin. Ve zekâtı verin. Ve resûle itaat edin ki böylece rahmet olunasınız.

 

Yukarıdaki ilk ayette namazın Allah’ı zikretmek (onu anmak, hatırlamak ilişki kurmak)  olduğu bildiriliyor. İkinci ayette, namazın mükâfatının verileceği açıklanıyor. Kitaba sımsıkı sarılırlar. İfadesi ile Kur’ân’ın sadece okunmak (Tilavet)  ile yetinilmeyip, içindeki mesajları algılamaya çalışılması isteniyor. Diğer ayette de Rahmet olunanların namaz kılanlar olduğu açıklanıyor. Bir müminin mecbur kalmadıkça namazı terk etmesi düşünülemez. Yaşlılık veya hastalık sebebi ile namaz rükûnlerini yerine getiremeyenler için oturarak veya işaretle de namaz kılındığı malumdur. “Sevdirin, kolaylaştırın” hadisinde ifade edildiği gibi İslam’ın yaşanmasında bir zorluk yoktur.

 

Ülkemizde oturarak namaz kılanlara bazı insanlarımız olumsuz gözle bakıyor. Yaşlı ve hasta olanlar için, bu kolaylık meşrudur. Ancak, sağlıklı kişilerin bunu istismar ettikleri düşünülüyor. Bu sebeple bazı camilere konulan sandalyeler, cami görevlileri tarafından kaldırılıyor. İtiraf ediyorum. Ben camilerimizi Kiliseye çevirecekler diye düşünmüştüm. Bunu düşündüğüm zaman, dizlerim ağrımaya başladı. Hemen düşüncemin yanlış olduğunu anlayıp, çok sayıda tövbe istiğfar ettim. Bu sebeple herkesin bu kardeşlerimize karşı anlayışlı olmalarını tavsiye ediyorum. Onların Camiye gelmeleri bile bir rahmettir. Kutsal kitabımızda, namaz ibadetini terk edenler için çok kesin tehditler var. Maun suresinde, namazda gafil olanlar için “İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.” Deniliyor.

Namaz hakkında daha çok şeyler söylenebilir. Namazın faziletleri ve önemi hakkında pek çok yayınlar var. Bir haber vesilesi ile girdiğimiz bu konuyu, önemli gördüğüm için kısaca böyle değinmek istedik. Tüm kardeşlerimizin namazlarını Allah’ın rızasına uygun şekilde, zevkle, huşu içinde Rabbimiz ile rabıta kurarak yerine getirebilmelerini dileriz. Namazlarımızı Hz. Ali gibi kılamaya biliriz. Bu kolay bir şey değildir. Ancak biz bu güzelliğe talip olup gayret ettiğimizde, Allah’ın yardımı ile bunu başaracağımıza inanıyorum. Bu vesile ile okuyucularımızın Miraç kandillerini kutlar. Hayırlara vesile olmasını dilerim. Allah’a emanet olunuz.

3 Mayıs 2016

 

lutfitumturk@hotmail.com                                                                                     Lütfi TÜMTÜRK

Okyay Derneği » NAMAZ'IN HİKMETİ (2)

 
Sayfa Ziyaret Sayacı
15.014